İş İnsanı Sait Dervişoğlu: Mersin Limanı büyümeli, liman da ucuz olmalıdır!

Mersinli İş İnsanı Sait Dervişoğlu, Mersin Limanıyla ilgili çok dikkat çekiciz bir yazı kaleme alarak, limanın istihdam ve yatırımların artması için büyümesi gerektiğini belirtti ve ”MİP yatırım yaparak kapasitesini arttırmalı ve buna ek olarak da Doğu Akdeniz Ana Konteyner Aktarma Limanı yine Mersin’e yapılmalıdır. Bu proje Mersinlilerin el ele tutuşması ve Mersin için, bu şehir için birlikte el ele Mersin lobisini yürüterek birleşmesi ile mümkündür” dedi.
Mersinli yazar, aktivist ve iş insanı Sait Dervişoğlu, Mersin Limanıyla ilgili çok dikkat çekici bir yazı kaleme aldı.
Mersin Uluslararası Limanının Türkiye’nin en büyük konteyner limanı olduğuna ve 124 hektar alanıyla Türkiye’nin en büyük yüzölçümüne sahip limanı olduğuna dikkat çeken Dervişoğlu, yazısında şu ifadelere yer verdi; ” Tüm liman hizmetlerini aynı sahada verebilen, Türkiye’nin çok amaçlı en büyük limanıdır. Dünyanın en büyük konteyner limanları arasında 92. sıradadır. 2,6 milyon TEU konteyner ve 10 milyon ton konvansiyonel kargo kapasitesine sahiptir. Özelleştikten sonra limanı işleten şirket tarafından 2007-2020 yılları arasında 120 milyon ABD doları operasyonel verimlilik, 282 milyon ABD doları da kapasite artırımı amacıyla toplam 402 milyon ABD doları tutarında yatırım harcaması yapılmıştır. İşletme hakkı bedeli karşılığı ödenen 755 milyon ABD doları ile birlikte toplam yatırım bedeli 1,2 milyar ABD dolarının üzerine çıkmıştır. Sanırım bu kadar teknik bilgi yeterli. Türkiye’nin %50’sine yakın bir hinterlandına hizmet vermekle birlikte önde gelen endüstri şehirleri yanında, Irak, Suriye, İran, Kazakistan, Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan ve diğer BDT ülkelerine en önemli bağlantı noktası konumunda olan, Mersin’i Mersin yapan güzel limanımız, ekmek teknemiz, canımız, kanımız, Mersin Limanı’mız. “
Mersin limanının genişlemesinin artık zorunluluk kıldığını dile getiren Dervişoğlu, dikkat çekici yazısında şunları kaydetti; “Mersin Limanı Genişleme Projesi kapsamında, Liman’ın sahibi olan TCDD’nin onayı ve yürürlükteki mevzuat uyarınca limanın işleticisi (MIP) tarafından ilgili kurumlardan gerekli izinler alınarak günün teknik ve fiziki koşullarına uygun olarak işletilmesi için gerekli yatırımların yapılarak limanda kapasite artışının zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Özetle limanın mevcut kapasitesi bu şehrin ve bölgenin ticari hacmine yetmemeye başlamış ve işletmeci şirket (MIP) “bu liman bu haliyle artık bize yetmiyor, biz bu limana yatırım yaparak kapasiteyi arttırmak istiyoruz” diyerek devletten gerekli izinleri alarak limana 375 milyon dolarlık yatırım yapmak isteğini bildirmiştir. İşletmecinin kendi beyanların dayanarak, yapılacak olan bu yatırımla birlikte oluşan bu genişleme projesi, 2016 yılında hizmete sunulan ve 400 metrelik mega gemilerin Mersin Limanı’na uğrak yapmalarına olanak sağlayan EMH rıhtımının ikinci aşaması olup, mevcut rıhtımın 380 metre denize doğru uzatılması ve düşük su derinliği olan rıhtımların genişletilerek doldurulması işini kapsamaktadır.
Projenin tamamlanması ile birlikte, rıhtımın batı tarafında askeri gemiler ve daha büyük kruvaziyer gemilerinin yanaşabileceği modern bloklu rıhtım oluşturulacak, Limanın mega gemiler için ihtiyaç duyduğu minimum derinlik 15 metre olup, yeterli derinliğin sağlanması ancak EMH Terminali’nin deniz yönünde uzatılmasıyla elde edilebilecek, EMH Terminalinin uzatılmasıyla dünyanın en büyük gemileri olan 400 metre uzunluğundaki iki mega gemiye aynı anda hizmet verilebilecek ve gemi bekleme süreleri optimize edilebilecek, artan direkt servis sayısı ile birlikte rekabetçi navlunlar ve daha kısa transit süreleri söz konusu olacaktır.
Ve yine kendi beyanlarına dayanarak, Limanın kapasitesi 2,6 milyon TEU’dan 3,6 milyon TEU’ya çıkarılacak, böylece liman kullanıcılarına kesintisiz ve üst düzey hizmet verilebilecek, 2008 yılından bu yana yüzde 130 oranında artan iş hacmine paralel olarak yüzde 127 oranında artan ve rekor düzeyde olan vergi geliri, yıllar bazında daha da artacak ve Mersin’in kalkınmasına ve ekonomik gücüne güç katacaktır.
Sonuç olarak Mersin Limanı’nın önümüzdeki süreçte ihtiyaç duyduğu kapasite sağlanmış olacak ve bahsi geçen alternatif limanlar hizmete sunulana kadar ki zamanda yaşanacak olan iş kayıplarının da önüne geçilebilecektir. Böylece mevcut ve potansiyel yükün Mersin’de kalması mümkün olacaktır. “
“Yatırıma paralel olarak gerçekleştirilecek kapılar projesiyle, liman içi ve dışında tır/araç bekleme süreleri de azalacak, böylece şehir trafiğinin liman kaynaklı sıkışık kısmı çözüme kavuşacaktır.” Tespitinde bulunan Dervişoğlu, yazısına şu ifadelerle devam etti;” Yani limanın giriş ve çıkışındaki Karayolları’nın sorumluluğundaki yollar MIP tarafından trafiği en rahat hale getirecek şekilde yeniden yaptırılacaktır. Her gün şehre doğu yönünden giriş çıkış yaparken yaşadığımız trafik çilesini bilmeyen yoktur. Devam edelim; işletmeci MIP’in yine kendi beyanlarıyla limanın genişlemesi sonucu artan iş potansiyeli sayesinde ek 500 kişiye doğrudan, 5000 kişiye dolaylı istihdam imkânı da yaratılmış olacaktır.
Limanın gelen talebi karşılayabilecek kabiliyete sahip olması, Mersin ve bölgenin tüm lojistik dinamiklerine yeni iş alanları ve yeni fırsatlar sunacaktır. Limandaki büyümeye paralel olarak limana hizmet veren lojistik ekosistem de büyüyecektir. Proje tamamlandığında, Mersin Limanı Doğu Akdeniz’e açılan stratejik konumunu güçlendirecek, limanın ve bölgenin ekonomik gelişimine katma değer sağlayacak ve Akdeniz havzasında yer alan diğer ülke terminalleriyle aktarma konteyner ticaretinde rekabet edebilir pozisyona gelecektir.
Yukarıda yazdığım bilgilere işletmeci MIP’in basın açıklamasından ulaştım. Sizler de mutlaka okumuşsunuzdur. Bir iş insanı olarak bağlı bulunduğum STK ile birlikte Mersin Limanı genişleme projesini bizzat yerinde denizden inceleme şansını buldum. MIP Genel Müdürü ve yetkilileriyle birlikte bir römorkör tekneyle denize açıldık. MIP yetkilileri projenin genişleme noktalarını biz iş insanlarına bizzat yerinde adım adım açıkladılar. Ve projenin hiç de öyle söyledikleri gibi çevre katliamı yapan bir yanı olmadığı kanaatine vardım. Bu projenin sonunda Atatürk Parkı aynı yerinde kalacak ve belki silüetinde halihazırdaki vinç görüntüsüne ek olarak bir kaç vinç fazla olacak ama yapılacak olan o rıhtımlar ve vinçler sayesinde bu ülke daha fazla ticaret yapacak, daha çok insan çalışacak ve önce şehrime, sonra ülkeme daha fazla yatırım gelecektir..! Ve en sonunda da bu yapılan yatırımlar sözleşme bittiği vakit benim ülkeme kalacaktır. 375 Milyon dolar, bugünkü karşılığı 5.500.000.000 TL yatırım yapılan bir liman benim güzel ülkeme ve insanlarına kalacak..!
Heeey beyler bayanlar! Varsın olsun…! Varsın yapsınlar Varsın bu şehir büyüsün Varsın bu ülke büyüsün Varsın bu ülkeye bir çivi fazla çakılsın ve çakandan da Allah razı olsun. Bu şehrin bu limanının büyümesine ihtiyaç var…! Mersin büyüyor, Türkiye büyüyor, Dünya büyüyor. Liman da büyümeli..!
Burada şunu da söylemem gerekiyor, bu yatırımın Mersin Limanı’na yapılması 2022 başında etüt-proje çalışmaları tamamlanacak olan Doğu Akdeniz Ana Konteyner Aktarma Limanı Projesi’ni de başka yere kaydırmaz. Bu boş ve yıkıcı bir iddiadır! Doğu Akdeniz Ana Konteyner Aktarma Limanı Projesi’ni bir başka şehre lobisizlik kaydırır, sahipsizlik kaydırır, akılsızlık kaydırır, dirlik ve birlik olamamak kaydırır, sürekli kendi içinde çatışan grupların bir olup şehre sahip olamaması kaydırır.
Ben bu şehirde doğmadım ama bu şehirde okudum ve doydum. Neredeyse tüm hayatım bu şehirde geçti. Çocuklarım bu şehirde doğdular ve Mersin’liler. Bu şehirde doğan, doyan tüm insanlar artık birlik olmalı ve tüm kimliklerinden arınarak bu şehir için birleşmelidir.
Güzel şehrimiz Mersin sahip olduğu konumu, depolama kapasitesi, artan ticaret hacmi, jeolojik avantajları, tarımı, uygun iklim koşulları, yabancı yatırımcı ilgisi, organize sanayi bölgeleri, tarihi geçmişi, turizm potansiyeli, denizi, barajları, suyu, genç, dinamik iş gücü ve daha sayabileceğim birçok sebeplerle mevcut liman gibi en az 3 limanı daha kaldıracak kapasiteye sahiptir ve Türkiye’nin en potansiyel şehirlerinden birisidir. Barajlarıyla, yollarıyla, havalimanıyla, altyapı çalışmalarıyla, genişleyen organize sanayi bölgeleriyle, turizm ve tarihi ören yerleri yatırımlarıyla, otoyollarıyla, bağlantı yollarıyla vb. bir çok projeyle Mersinimize son yıllarda yapılan devlet yatırımlarının farkındayız ve değişimi görüyoruz.
Mersin’de liman sayısı ne kadar çok ise o kadar rekabet olur ve liman hizmetleri ucuzlar ve bu da şirketlerin rekabet gücünü ve iş potansiyelini arttırır. Şehir kazanır. Kısaca Mersin Limanı (MIP) yatırım yaparak kapasitesini arttırmalı ve buna ek olarak da Doğu Akdeniz Ana Konteyner Aktarma Limanı yine Mersin’e yapılmalıdır. Bu proje Mersin’lilerin kendi içsel hesaplarını bir kenara bırakarak el ele tutuşması ve Mersin için, bu şehir için birlikte el ele Mersin lobisini yürüterek birleşmesi ile mümkündür.
MİP’i de eleştiren Dervişoğlu, MİP’e seslenerek şunları ifadeleri kullandı;
Sayın MIP; Liman hizmetleri çok pahalı! Liman sözleşmesi gereği her ne kadar dökme yüklere hizmet vermek zorunda olsa da, konteyner taşımacılığından daha fazla kazanç elde edildiği için dökme yük ticareti son birkaç yıldır İskenderun’ kaymıştır. Ayrıca konteyner hizmetleri de çok pahalı. Bir de yükselen dolar kuruyla çok çok daha pahalı hale geldi.
Discount please! (İndirim lütfen!)
İskenderun’da bu ülkenin şehri ve toprağı elbet, varsın orada da yatırım olsun. Varsın orası da büyüsün. Sözüm yok! Fakat güzel Mersin’imiz de bu dökme yük potansiyelinden payını almalıdır ve Mersin Limanı (MIP) fiyatlarıyla ve verdiği hizmet ile İskenderunlu ve Mersinli şirketlere eşit rekabet şartı sağlamalıdır. MIP yatırım yapmıştır, servis vermektedir, para kazanacaktır elbet, hakkıdır ama yalnızca MIP değil bu şehir de MIP’den kat kat daha fazla kazanmalıdır.
Mersin’de free time süresi (gemilere ardiyesiz tanınan süre) 4 gün iken bugün İskenderun’da çok liman oluşu ve oluşan rekabet gereği 14 gün..!
Örneğin 50.000 tonluk bir dökme yük gemisi İskenderun Limanı’na yanaştığında Mersin’e göre 100.000 USD daha az liman masrafları ödemektedir. Siz olsaydınız hangi limana giderdiniz? Bugün İskenderun’da 2’si konteyner limanı olmak üzere 15 liman var, Mersin’de yalnızca 1. Bu potansiyel ile Mersin’imizin neden daha fazla limanı olmasın? Sonuç olarak derdimiz kimseyi taşlamak değil ama yeri geldiğinde hakkı ile eleştirmek ve haksızlıkların giderilerek şehrimizin ve ülkemizin ticaretinin önünü açılmasına katkı sağlamaktır. Özetleyecek olursak; Mersin bir liman şehridir! Mersin varlığını bu limana borçludur. Mersin ekmeğini bu limana borçludur. Doğu Akdeniz Ana Konteyner Aktarma Limanı Mersin’e yapılmalıdır. Mersin’e bir liman yetmez! Bu şehir birkaç limanı barındıracak potansiyele sahiptir! Çok liman olsun ki rekabet gelsin! Mevcut Mersin Limanı yatırım yapılarak büyütülmek zorundadır. Varsın yapılsın.
MIP bize hizmet eden bir limandır. Yatırım yaparak potansiyelini büyütmesi hakkıdır. Bu hakkı kullanırken de fiyatlarını makul ve rekabetçi seviyelerde tutmalı ve Türk firmalarının önünü açmalıdır. MIP’ten fiyatlarını gerek konteyner gerek dökme yükte daha rekabetçi hae getirerek Mersin’i yeniden dökme yük ticaretinin yapıldığı bir şehir haline getirmesini talep ediyoruz. Bazen sokağımıza, mahallemize, ilçemize, şehrimize, ülkemize ve dünyamıza yapılan güzel şeyleri kimin yaptığından ziyade yapılması daha mühimdir. Tarafsız bir iş insanının gözüyle duygularımı kâğıda döktüğüme inanıyorum.